Tarihte bugün: 16 - 31 Ekim
Tarihte bugün: 16 Ekim
3 nisanda hayatını kaybeden II. John Paul, 1978'de Hıristiyan dünyasının yeni Papa'sı oldu.
Papa II. John Paul, asıl ismiyle Karol Jozef Wojtyla Katolik kilisesinin Polonya kökenli ilk Papa'sıydı.
Polonya Wadowice'de 18 mayıs 1920'de dünyaya geldi. 1938'de Leh Dili ve Edebiyatı okumak üzere Jagellonica Üniversitesi'ne
kaydoldu. Ancak Polonya'nın Nazi orduları tarafından işgali üniversitenin kapanmasıyla sonuçlandı.
Wojtyla, 1942'de babasını kaybettikten sonra dine ilgi duymaya başladı. 1945'te Nazi işgalinin sona ermesiyle tekrar İlahiyat
Fakültesi'ne yazıldı ve kasım 1946'da rahip unvanı aldı.
4 temmuz 1958'de dönemin Papa'sı 12'nci Pius tarafından Ombi Piskoposluğu ve Krakov Yardımcı Piskoposluğu görevine atandı. 30
aralık 1963'te Krakov Başpiskoposu oldu, 26 haziran 1967'de Papa VI. Paul tarafından kardinallik unvanıyla taltif edildi.
VI. Paul'ün ölümünün ardından Vatikan'daki papalık seçimi, 26 ağustos 1978'de tahta I. John Paul'ün oturmasıyla sonuçlandı.
Ancak yeni papa, bu görevde sadece 33 gün kalabildi. I. John Paul, Vatikan'a göre eceliyle vefat etti, başka bir iddiaya göre
ise bir iç hesaplaşma neticesinde zehirlenerek öldürülmüştü.
16 ekim 1978'de Papa seçilen Wojtyla, bu yeni görevde kendisi için seçtiği ismi, selefinden esinlenerek belirledi. II. John
Paul adını alarak Papalık tahtına geçti ve 455 yıl sonra Vatikan dışından gelen ilk Papa oldu.
II. John Paul'ün, Berlin Duvarı'nın yıkılışı ve iki Almanya'nın birleşmesi ile Doğu Bloku ve Varşova Paktı'nın çöküş süreci
ve SSCB'nin dağılması sürecinde büyük rol oynadığı biliniyor.
Papa II. John Paul'ün hayatında, Mehmet Ali Ağca'nın 13 mayıs 1981'deki suikast girişimi de önemli bir dönüm noktası oldu.
Suikast girişiminin gerçek mimarının kim olduğu konusundaki muamma bugün hala sürüyor.
Suikast girişimi konusunda bilinen iki gerçek var: Birincisi, yaralanan Papa'nın o dönemden itibaren eski sağlıklı konumunu
yitirmiş olması. İkincisi, girişimin Papa'yı Katolik inancında Hz. Meryem'in kültünün hararetli savunucusu yapmış olması.
Papa, suikast girişiminden sonra yaptığı açıklamalarda kendisini ölümden kurtaranın Hz. Meryem olduğunu söyledi.
II. John Paul, tarihte en çok konuşan, en kalabalık insan gruplarına seslenen Papa olarak da anılır. Yurtdışı seyahatlerinde
kendisini dinleme imkanı bulan kitleler bir yana Papa, sadece 2000 yılında Roma'da yapılan 'Jübile' (Papa'nın Genel Af Yılı)
etkinliklerinde 8 milyon kişiye seslenme imkanı buldu.
Resmi genelge, öğreti risalesi ve belge yayınlama konusunda da tarihi bir rekora imza atan Papa, resmi nitelik taşımayan beş
de eser yayımladı:
'Varcare la Soglia della Speranza' (Umudun Eşiğini Aşmak, 1994)
'Dono e Mistero: Nel Cinquantesimo Anniversario del Mio Sacerdozio' (Lütuf ve Gizem: Rahipliğimin Ellinci Yıldönümünde, 1996)
'Trittico Romano' (Roma Üçlüğü, 2003, şiir denemeleri)
'Alzatevi, Andiamo!' (Kalkın Gidiyoruz!, 2004)
'Memoria e Identita' (Bellek ve Kimlik, 2005)
Günün diğer önemli olayları
1793: Fransa Kraliçesi Marie-Antoinette, giyotinle idam edildi.
1924: Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.
1935: Tekel Müdürlüğü kuruluş kanunu kabul edildi.
1940: Varşova gettosu Nazi SS birlikleri tarafından kuruldu.
1951: Pakistan Başbakanı Ali Han öldürüldü.
1964: Çin, ilk atom bombasını patlatarak dünyanın dördüncü nükleer gücü oldu.
1966: Türk Milli Futbol Takımı, Moskova'da Sovyetler Birliği Milli Futbol Takımı'nı 2-0 yendi. Golleri ilk yarıda Fevzi,
ikinci yarıda Ayhan attı.
1970: Enver Sedat, Mısır Devlet Başkanı oldu.
1981: Türkiye’de faaliyet gösteren bütün siyasi partiler 2,533 Sayılı Yasa ile kapatıldı.
1981: Isparta Cezaevinden izinli çıkan Yılmaz Güney'in yurt dışına kaçtığı ortaya çıktı.
1984: 3 bin imzalı Gökova'da Santrale Hayır dilekçesi Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e iletildi.
1984: Türkiye yeni bir vergiyle tanıştı: Katma Değer Vergisi (KDV). Uygulamasına 1 ocak 1985'te başlanacağı açıklanan yeni
verginin oranı yüzde 10 olarak belirlendi.
1990: Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Gorbaçov, serbest piyasa ekonomisine geçileceğini açıkladı.
1992: Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak'ın kuzeyindeki Haftanin bölgesinde sınır ötesi harekat başlattı.
1994: Türk asıllı Alman vatandaşları Leyla Onur ile Cem Özdemir, Almanya Parlamentosu'na milletvekili seçildi.
2003: Mustafa Kemal portreleriyle tanınan Ressam Avni Arbaş 84 yaşında İzmir'de öldü.
Tarihte bugün: 17 Ekim
Hastalığı iyice artan ve karın bölgesinde su toplanmaya başlayan Mustafa Kemal Atatürk, 1938'de ilk defa ağır bir komaya
girdi. Prof. Eppinger ve Prof. Bergmann'ın Atatürk'le ilgili teşhişleri sirozdu.
Kronik bir karaciğer hastalığı olan siroz çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir, ama hücre temelindeki oluşum süreci hep
aynıdır. Sirozda yineleyen hücre ölümü, halka biçiminde bağdoku artışı ve yumrular biçiminde doku yenilenmesi görülür.
Belirtileri ise toplardamar sisteminde portal kan basıncı yükselmesi ve ilerleyici karaciğer yetmezliğidir.
Sirozunun kalıtsal yatkınlık dışındaki en önemli nedenleri, viral hepatit hastalığı ve alkolizmdir. Bir takım siroz olgusunda
ise hastanın öyküsünde alkolizme ya da sarılığa rastlanmaz.
Kriptogenetik (nedeni bilinmeyen) siroz adı verilen bu olguların bazısında hastanın viral hepatit geçirmiş olabileceği
düşünülür. Karaciğerde demir birikmesi (hemokromatoz) ve kronik konjestif kalp yetmezliği de siroza neden olabilir.
Siroz birçok nedene bağlı olsa da oluşum süreci değişmez. Bir dış etken yapısal bir işlev azalmasının ya da henüz tam
aydınlatılmamış olan kalıtsal bir yatkınlığın bulunduğu karaciğerde bir mekanizmayı harekete geçirir.
Daha sonra kendi kendine işlemeyi sürdürebilen bu mekanizma sirozu başlatan bir tetik gibi işlev görür. Başka bir deyişle
karaciğer, hastalığın nedeni kendi hücreleriymiş gibi davranmaya başlar.
Karaciğer hücresine zarar veren herhangi bir etken karşısında bağdoku yalnızca ölen hücrelerin yerini almakla kalmaz,
karaciğer hücreleri de işlevsel bir lobcuk oluşturacak katmanlar biçiminde yenilenmez.
Tam tersine, karaciğer dokusunun araları aşırı bağdokuyla dolar ve bunun sonucunda lobcuğu parçalara ayıran yalancı lobcuklar
oluşur. Böylece hücre yenilenmesi amaçsız ve yaygın bir yangı oluşumuna dönüşür.
Aşırı çoğalan bağdoku daha sonra büzülerek yakınındaki hücre ve damarları sıkıştırır ve organda oksijen yetersizliğine neden
olur. Sirozda görülen sinüzoit ağ (ince damar işlevi gören boncuklar) azalması hastalığın ileri evrelerinde şiddetlenerek
dolaşımı durdurabilir. Böylece başka hücrelerin de ölmesiyle tamamlanan döngü, bir kez daha başlayıp yayılmaya hazır hale
gelir.
Bazı uzmanların iyi huylu bir tümör hastalığı olarak nitelemesine yol açacak kadar aşırı bir üreme gösteren siroz hücreleri
organdaki besleyici maddeleri tüketir. Asalak gibi öteki karaciğer hücrelerinden beslenen siroz hücreleri artık hastalığın ve
hücre ölümünün nedeni olmuştur.
Belirtileri
Başlangıçta hastanı yakınmaları çok azdır ve belirtiler yalnızca bu hastalığa özgü değildir. İştahsızlık, çabuk yorulma,
bulantı, smüzikim bozukluklan, kabızlık, midede ağırlık duygusu, yağlı besinleri smüzikemem*, aşırı gaz, ayaklarda şişlik,
hafif ateş gibi bu belirtilerin çoğu sirozdan başka hastalıklarda da görülür.
Bunlar aşırı alkol alımı ya da safra yolları hastalıklarıyla eşzamanlı olarak ortaya çıkan bir mide-onikiparmakbağırsağı
iltihabından da kaynaklanabilir. Ayrıca bu belirtiler kronik hepatit belirtilerine çok benzer.
Siroz çeşitli hastalıkların sonunda gelişebildiğinden gerçekte birçok geçiş tablosu vardır ve bazen tanı biyopsiyle bile
kesinleştirilemez. Hastalığın ileri evresine dekompanse siroz adı verilir. Bu dönemde iştahsızlık tam bir iştah kaybına
dönüşür.
Hasta halsizdir ve sürekli zayıflar, çünkü genellikle dokularda su tutulmaz. Cinsel istek gittikçe azalır ve sonunda cinsel
iktidarsızlık ortaya çıkar. Özellikle sabahları ve aç karnına olmak üzere bulantı ve kusma görülür.
Barsaklarda aşırı gaz birikmesi en ağır ve kesin belirtinin ortaya çıkmak üzere olduğunu gösterir. Hasta geceleri gündüzden
daha çok idrar çıkarır ve sonunda en ağır belirti olan assit (karın boşluğunda sıvı birikmesi) ortaya çıkar.
Tedavisi
Siroz ağır bir hastalıktır ve genel kabule göre tedavisinden çok, önlenmesine ağırlık verilmesi gerekir. Siroza yakalanma
tehlikesine karşı ilk önlem olarak alkol kısıtlanmalıdır.
Bir başka önemli siroz nedeni de hepatittir. Hepatitte hekimin iyileşme dönemine ilişkin öğütleri tutulmalı ve karaciğerin
tümüyle iyileşmesi için ortam sağlanmalıdır.
Sirozlu hastanın yaşaması hekimin önerilerine uymasına bağlıdır. Alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır. Beslenmenin temel bir
önemi vardır. Karaciğer besinlerle alınan bütün maddelerin metabolizmasmda etkili olan bir organdır.
Genel görüşe göre hasta dengeli beslenmeli, günde 100 gram protein (yağsız et, balık, yağsız peynir), 10 gram bitkisel ve
kesinlikle kızarmamış yağ ile 300-400 gram karbonhidrat (şeker, ekmek, hamur vb) almalıdır.
Bir başka önemli kural da olabildiğince az tuzlu yemektir. Barsakların düzenli çalışması sağlanmalı, kabızlık önlenmelidir.
Kabızlık hem atılması gereken maddelerin barsaktan emilmesiyle karaciğeri aşırı çalışmaya zorlar, hem de smüzikim kanalının
dışkılama için aşırı zorlanmasına yol açarak yemek borusu varislerinin birinin yırtılmasıyla sonuçlanabilir.
Genel önlemler arasında ise hastanın soğuktan, aşırı yorgunluktan ve enfeksiyon hastalığı olanlarla temastan kaçınması yer
alır. Sirozlu hastalarda yemek borusu varislerini ve assiti tedaviye yönelik uygulamalar vardır. Son yıllarda, ilerlemiş
siroz olgularında karaciğer nakli ameliyatına da başvurulmaktadır.
Günün diğer önemli olayları
1915: Çanakkale bölgesi komutanı General Hamilton, görevini General Birdwood'a devrederek cepheden ayrıldı.
1918: Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.
1919: Batı Trakya'daki İskeçe kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
1925: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1950: Türkiye'nin de Kore Savaşı'na katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951: Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.
1957: Tarsus Çimento Fabrikası üretime başladı.
1995: Bakanlar Kurulu, genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğü gerekçesiyle SEKA, Şeker Fabrikaları,
limanlar ve karayollarındaki grevleri iki ay süreyle erteledi.
1995: İsmet Sezgin TBMM'nin 18'inci başkanı oldu. Görevi 24 aralık 1995'de sona erdi.
1996: Türkiye-ABD Ortak Ekonomik Komite Toplantısı Washington'da yapıldı.
2000: Umut Operasyonu soruşturmasında açılan ikinci davada, Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı'ya düzenlenen suikastın zanlısı
olarak aranan ve ele geçirilen Rüştü Aytufan'ın idam cezasına çarptırılması talep edildi. İdam istemi gerekçesinde,
Aytufan'ın, devletin anayasa ve temel nizamlarını bozmaya kalkıştığı belirtildi.
2001: İsrail-Filistin barış anlaşmalarına karşı çıkan Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Rehavam Zeevi, uğradığı silahlı
saldırıcı sonucu öldü. Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi.
2002: Yıllar önce seslendirdiği yabancı polisiye dizideki 'Baretta' tiplemesiyle izleyicilerin gönlünde taht kuran ünlü
tiyatro sanatçısı Soner Ağın, kalbine yenik düştü.
Tarihte bugün: 18 Ekim
Dünya Olimpiyat Komitesi, 1968 Meksiko Olimpiyatları'nda Tommie Smith ve John Carlos'u, madalya töreni sırasında 'kara güç'
(Black Power) selamı verdikleri gerekçesiyle cezalandırdı.
Meksiko 1968'deki bu madalya töreni, belki de olimpiyat tarihinin en unutulmaz töreniydi. İki siyah atlet, ABD marşı 'Star
Spangled Banner' çalarken yumruklarını havaya kaldırmışlardı.
İkisi de ABD'liydi, ikisi de siyahlara uygulanan ayrımcılığın ortadan kalkmasını istiyordu. Kürsüdeki atletler, 200 metrede
altın ve bronz madalya kazanan Tommie Smith ve John Carlos'tu. San Jose Devlet Üniversitesi'nden takım arkadaşıydılar.
Sosyolog arkadaşları Harry Edwards, bütün siyah ABD'li atletlere, ırkçılığı protesto etmek için olimpiyatları boykot
etmelerini önermişti. Edwards'ın içinde olduğu İnsan Hakları Olimpiyat Projesi (OPHR), dünya çapında birçok atletten destek
gördü, ancak toptan boykot etme projesi hayata geçmedi.
Ancak Edwards'ın sözlerinden etkilenen Smith ve Carlos, protestolarını madalya törenine sakladılar. ABD bayrağı yükselip,
milli marşları çalmaya başladığında, iki atlet de gözlerini kapadı, başlarını öne eğdi ve siyah eldivenli yumruklarını havaya
kaldırdı.
Simgeler
Smith daha sonra, havaya kaldırdığı siyah eldivenli sağ yumruğunun, ABD'deki kara gücü (Black Power) temsil ettiğini
söyleyecekti. Carlos'un sol yumruğu da siyah ABD'nin birliğini. Smith'in boynundaki siyah atkı siyahların gururunu,
ayakkabısız çıktığı kürsüde görünen siyah çorapları da ırkçı ABD'nin siyahlarının yoksulluğunun birer simgesiydi.
Protestoya karşı çıkanlar, olimpiyatlarda politikanın yerinin olmadığını ileri sürüyorlardı, ki Uluslararası Olimpiyat
Komitesi'nin resmi belgelerinde bu protesto hala olimpiyatların politikaya alet edilişi olarak yer alıyor.
Muhafazakar ABD'liler eylemin militanca ve ABD'yi küçük düşürücü olduğunu söylerken eylemi destekleyenler iki adamın
cesaretlerini kutluyordu.
İşin ilginç yanı, destekçilerin sayısı hiç de az değildi. Üstelik hepsi beyaz da değildi. Örneğin, protestonun gerçekleştiği
kürsüde, 200 metre ikincisi olarak gümüş madalya alan Avustralyalı Peter Norman, aynı akşam bir OPHR kartı takarak bu
protestoya katıldı.
"Pis zenci"
Olimpiyatlar bittiğinde Tommie Smith'in ağzından şu cümleler dökülüyordu: "Beyaz atletlerle aynı takımda olmak çok kötü bir
duygu. Pistte dünyanın en hızlı atleti Tommie Smith olabilirsiniz, ama soyunma odalarına indiğinizde 'pis bir zenci'den başka
hiçbir şey değilsiniz."
Smith ve Carlos'un bugün olsa masum bir protesto olarak karşılanacak eylemleri, büyük infial yarattı. Derhal takımdan ve
olimpiyat köyünden çıkarıldılar. Apar topar evlerine gönderildiler. ABD'ye döndüklerinde hem kendileri hem de aileleri sık
sık ölümle tehdit edildi.
Smith de, Carlos da uzun süre lise takımlarını çalıştırdılar. 1998'de, protestolarının 30'uncu yıldönümü dolayısıyla, ikiliye
birer onur ödülü verildi.
Günün diğer önemli olayları
1867: ABD, Alaska'yı Rusya'dan alarak topraklarına kattı.
1892: Chicago ve New York arasında ilk uzun telefon hattı açıldı.
1912: Trablusgarp Savaşı'nı sona erdiren Uşi Antlaşması imzalandı.
1920: Türkiye Komünist Fırkası, Ankara'da resmen kuruldu.
1931: Bilim adamı Edison 84 yaşında öldü.
1936: Atatürk, Ankara Hipodromu'nda at yarışlarını izledi.
1943: Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses, Berlin'de başarılı bir konser verdi.
1949: Şair Enis Behiç Koryürek, 58 yaşında Ankara'da öldü.
1957: Gazeteci ve yazar Hüseyin Cahit Yalçın 83 yaşında öldü.
1959: Üçüncü Akdeniz Oyunları Beyrut'ta yapıldı. Türkiye serbest güreş milli takımı sekiz sıklette birinci oldu.
1996: Gazeteci ve yazar Kemalettin Tuğcu İstanbul'da öldü.
2003: Bosna Hersek'in eski cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, Saraybosna'da öldü.
Tarihte bugün: 19 Ekim
'Gulliver'in Gezileri'nin yazarı Jonathan Swift, 1745'de İrlanda'da öldü.
İngiliz edebiyatının büyük hiciv ustası Swift, 30 kasım 1667'de İrlanda'nın başkenti Dublin'de doğdu. 1689'da Trinity
College'ı bitirdi ve İngiltere'ye gitti. Siyasetçi ve yazar Sir William Temple'ın sekreteri oldu. İlk şiirleri ve Stella'ya
olan aşkı da bu tarihlere rastlar (1691).
Jonathan Swift'in yaşamında William Temple'ın etkisi önemlidir. O yılların kültürel ortamıyla ve etkili kişileriyle
tanışıklığı onun sayesinde olmuş, Oxford Üniversitesi'nde lisansüstü eğitimi yapmasını yine Temple teşvik etmiştir.
Temple'ın ölümünden sonra Dublin'e giden ve Lord Berkeley'nin yanında çalışan Swift, 1701'de Londra'ya döndüğünde, artık
tanınan bir yazardı. Siyaset, din ve edebiyat alanlarında giriştiği polemiklerle etkiliydi.
Art arda yayımlanan kitapları da oldukça ilgi görmüş ve parlak zekası hayranlık uyandırmıştı. Siyasi olarak liberallerin
yanında yer alan Swift, aynı zamanda kiliseye ve dine de bağlıydı.
Belki bu nedenle, belki de muhafazakar partinin iktidarı almasının etkisiyle, 1710'dan sonra muhafazakar Troy partisini
desteklemeye ve bu partinin ileri gelenlerinin yer aldığı 'The Examiner' dergisinde çalışmaya başladı.
Ancak 1714'de Troy'ların siyasi gücü azaldı ve Swift düş kırıklığı ile Dublin'e geri döndü. Bu tarihten 1745 yılındaki
ölümüne kadar geçen sürede, Swift kendini İrlanda'nın sorunları üzerinde çalışmaya ve yazmaya verdi.
İngiltere'nin baskıcı politikalarına karşı yaptığı mücadelesinde birbiri ardına çıkardığı siyasi broşürlerle İrlanda'da
ulusal bir kahramana dönüştü. 1726 yılında tamamladığı 'Gulliver'in Gezileri' ile de tüm zamanlara yayılan bir ün kazandı.
Mezarının başında kendisinin yazdığı şu cümle, onun karakterini yansıtır niteliktedir: "Burada, vahşi haksızlıklar karşısında
kalbi pararamparça olan biri yatıyor..."
Gulliver'in Gezileri
'Gulliver'in Gezileri', dört ayrı yolculuğu anlatır. İlk yolculuk cüceler ülkesine, ikincisi devler ülkesine, üçüncüsü ise
bilim adamlarının yaşadığı uçan adayadır. Bu üç bölüm de siyasetin ve bilim dünyasının bir parodisini içerir.
Son bölüm ise Houyhnhnm'ler ile Yahoo'ların ütopik ülkesine yapılan yolculuktur. Bu ülkede atlar, yani Houyhnhnm'ler, aklı
başında yaratıklardır ve kardeşlik için kurdukları uygarlıkta yaşamaktadırlar. Dillerinde, 'yalan' sözcüğü bile yoktur.
Bioylojik olarak insan türünden gelen Yahoo'larsa, tamamen vahşi ve erdemden yoksundurlar. Atların, insanları ahırların
hizmetçileri olarak kullandıkları bir ülkede yaşarlar.
Gulliver, atların uygarlığını anlata anlata bitiremediği gibi onlara öyle hayran olur ki, ülkesine döndüğünde insanların ne
görüntüsüne ne de kokusuna dayanamaz. Kendisine iki at satın alıp bütün vaktini onlarla birlikte ahırda geçirmeye başlar.
Günün diğer önemli olayları
1448: Osmanlı Sultanı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781: Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782: Lord Cornwall'ın denetimindeki ordunun Yorktown ve Virginia'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872: Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934: Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1951: İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960: 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962: Türjkiye Büyük Millet Meclisi'nde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1982: Milli Güvenlik Konseyi'nin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı.
1988: İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995: Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi
tazminat davası açtı
Tarihte bugün: 20 Ekim
'Mini mini vali' Ordinaryüs Prof.Dr. Fahrettin Kerim Gökay, 1949'da İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine
başladı.
Tıp ve siyaset dünyasının renkli siması Ord. Pof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, 1900'de Eskişehir'de doğdu. İstanbul
Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde psikiyatri ordinaryüs profesörüyken İstanbul Vali ve Belediye Başkanlığı görevine atandı.
Demokrat Parti iktidarının başladığı 1950'den sonra İstanbul çok büyük bir göçe ve imar hareketine sahne oldu. Gökay, kentin
gelişimi için plan yapma gereği duydu. Belediye ve özel idare tarafından yol yapımına hız verildi.
Özellikle tarihi ve turistik güzergahlardaki yolların yapımına özel bir önem verdi. İkinci Elmalı Bendi'nin temelini atarak
Anadolu yakasının su potansiyelini artırdı. Terkos-Kağıthane arasındaki 42 kilometrelik isale hattının döşenmesini sağladı.
Böylece birçok çeşmeye su verilebildi. Fethin 500'üncü yıldönümü nedeniyle İstanbul'un tarihi anıtsal yapıları ilk kez gece
aydınlatıldı. Hisarlar, Kız Kulesi, Yeni Cami, Süleymaniye ve diğer anıtlar ışıl ışıl oldu.
Fatih Külliyesi, Süleymaniye Camisi, Murat Paşa Camisi, İvaz Efendi Camisi, Saliha Sultan Sebili onarıldı. Eyüp Sultan
Camisi'nin çevresindeki dükkanlar yıkılarak meydan açıldı, cami ortaya çıktı.
Yapımı yedi yıl süren Saraçhane'deki Belediye Sarayı'nın temeli Gökay zamanında atıldı. İstanbul'da klakson çalma yasağı
getiren ilk belediye başkanı oldu. İçki ve sigara karşıtı kampanyalar yaptı. Çevresine zarar veren sarhoşlara karşı çok sert
tedbirler aldı.
Yumuşak kalpliydi ama sinirli bir tabiatı vardı. Başbakan Adnan Menderes'in kente yönelik müdahalelerine çok sert karşılıklar
verdi.
Menderes'in kendisi için 'deli' dediğini öğrenince basın mensuplarını toplayıp, "o bir toprak ağası, ruh hekimliğinden ne
anlar ki bana deli demiş. O bana deli derse kargalar bile güler, ama ben onun hakkında bir deli raporu yazarsam, hayatı
boyunca akıllı olduğuna kimseyi inandıramaz" dedi.
1950'lerin ortalarından itibaren Menderes İstanbul'daki imar hareketini bizzat üstlendi. Gökay buna karşı direndi ve 26 kasım
1957'de görevinden ayrılarak Bern Büyükelçiliği'ne atandı. 1961 seçimlerinde İstanbul Milletvekili oldu.
1962-1963'te İnönü hükümetinde imar iskan ve sağlık bakanlığı görevlerinde bulundu. 1965'te siyasetten çekildi ve zamanını
evinin bahçesindeki gülleri yetiştirerek geçirmeye başladı. 22 temmuz 1987'de çok sevdiği İstanbul'da öldü.
Günün diğer önemli olayları
1827: İngiliz, Fransız, Rus birleşik filosu, Yunanistan açıklarında Navarin'de Osmanlı donanmasını tahrip etti.
1921: TBMM ile Fransa Hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Fransa adına Franklin Bouillon'un sürdürdüğü görüşmeler
sonrasında, Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi.
1935: Çin'de milliyetçi hükümete karşı başlatılan ve 1 yıl süren 6 bin millik Uzun Yürüyüş sona erdi. Mao önderliğindeki
Birinci Öncü Ordu Yenan'a girdi.
1942: Ekmek karneye bağlandı. Karneler, dağıtılmaya başlandı.
1945: Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen Yahudilere karşı Arap Birliği'ni kurdu.
1959: Üçüncü Akdeniz Oyunları Beyrut'ta yapıldı. Dört altın, iki gümüş, bir bronz madalya kazanan Türk Grekoromen Milli
Takımı şampiyon oldu.
1968: ABD'nin öldürülen başkanlarından John Kennedy'nin eşi Jacgueline, Yunan armatör Arstotle Onassis ile evlendi.
1977: Besteci Ferit Tüzün 48 yaşında öldü.
1978: Ordinaryüs Prof.Dr. Bedri Karafakioğlu öldürüldü. Karafakioğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Dekanı
görevini yürütüyordu.
1980: Yunanistan, NATO askeri kanadına yeniden girdi.
1999: Uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Abuzer Uğurlu, İstanbul'da yakalandı.
Tarihte bugün: 21 Ekim
İsveçli kimya mühendisi Alfred Nobel 1833'de doğdu.
Bugün kendi adıyla verilen Nobel Ödülleri ile tanınan Alfred Nobel, 21 ekim 1833'te iflas etmiş bir işadamının oğlu olarak
dünyaya geldi. Babasının değerli ticari malzemelerle yüklü gemisi battığı için ailesi çok yoksuldu.
Tarihe 'dinamitin mucidi' olarak geçen Alfred Nobel, patlayıcılara olan düşkünlüğünü babasından aldı. 1866'da yüzde 75
nitrogliserin, yüzde 25 emici bir toprak türü olan 'kieselguhr' karışımından o tehlikeli maddeyi buldu: 'Nobel'in Güvenlik
Barutu' ya da daha çok bilinen adıyla dinamit.
Bu buluşuyla Nobel, kısa sürede tüm Avrupa'da dinamit kralı olarak tanındı. Nobel'in patlayıcılara olan merakı Stokcholm'de
kurduğu küçük laboratuvarında deneyler yaparken küçük kız kardeşi Emil'in ölümüne de neden oldu.
1879'da Paris'te bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barutu keşfetti. Bu dönemde Fransa'ya
karşı kurulan bir ittifakta yer alan İtalya ile işbirliği yapınca Paris'i terk ederek İtalya'ya yerleşmek zorunda kaldı.
Nobel, San Remo'da 1896'da beyin kanaması sonucu hayata veda etti. Vasiyetinde, servetinin 1 milyon kronunun yeğenleri ve bir
dönem aşık olduğu Sofie Hess arasında paylaştırılmasını, geri kalan 33 milyon 200 bin kronunun da her yıl insanlığa hizmette
bulunanlara sunulmasını istedi.
Bu ödüller fizik, kimya, tıp, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel'in bu vasiyeti
önceleri büyük tartışma yarattı.
Ancak 1900'de İsveç hükümeti Nobel Vakfı'nı kurdu. Bu yıldan sonra da Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı.
Günü diğer önemli olayları
1805: Amiral Nelson komutasındaki İngiliz filosu, İspanya'nın güneybatısında Trafalgar'da Napolyon'un birleşik Fransız-
İspanyol donanmasını yendi. Amiral Nelson savaşta öldü.
1860: İlk özel siyasi gazete Tercümanı Ahval çıkmaya başladı.
1879: Thomas Edison, karbon filamanlı elektrik ampulünü icat etti.
1935: Almanya, Milletler Cemiyeti'nden resmen ayrıldı.
1940: Ernest Hemingway'in 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor' kitabı New York'ta basıldı.
1945: Fransa'da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.
1956: Gazeteci Hakkı Tarık Us 67 yaşında İstanbul'da öldü.
1973: Necmettin Erbakan Milli Selamet Partisi Genel Başkanı seçildi.
1981: Atatürk Barajı'nın temeli, Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından atıldı.
1984: Afşin-Elbistan Termik Santralı açıldı.
1985: Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff'ın Türk işçisi kimliğiyle yaşadıklarını anlattığı 'En Alttakiler' adlı yapıtı
piyasaya çıktı.
1987: Türkiye'de montajı yapılan ilk savaş uçağı F-16 'Savaşan Şahin' resmi törenle uçuruldu.
1996: Türkiye'nini en tanınmış çevrecilerinden Prof.Dr. Kriton Curi vefat etti.
1997: Anadolu Ajansı, uydu ile kesintisiz haber yayınını başlattı.
1998: TBMM, NATO'nun genişlemesini onayladı. Böylece 16 ittifak üyesi ülkenin de onayı tamamlandı ve genişleme kesinlik
kazandı.
1999: Öğretim üyesi ve gazeteci yazar Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı bombalı saldırıda öldürüldü.
Tarihte bugün: 22 Ekim
Yönetmen Ömer Kavur'un filmi 'Yusuf ile Kenan', 1980'de Uluslararası Milano Film Festivali'nde altın madalya aldı.
1944 yılında Ankara'da dünyaya gelen Ömer Kavur, Paris'te sinema öğrenimi gördü. Bunun yanı sıra Yüksek Gazetecilik Okulu ve
Sosyal Bilimler Okulu'nu bitirdi.
Sorbonne Üniversitesi Sinema Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans yaptıktan sonra Türkiye'ye döndü. Refik Halid Karay'ın aynı adlı
eserinden sinemaya uyarladığı 'Yatık Emine' ile ilk uzun metrajlı filmini çekti.
Kavur, çocukların büyük kentlerdeki yalnızlığını ve çaresizliğini anlattığı 'Yusuf ile Kenan' filmiyle adından söz ettirdi.
Yönettiği, senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği 'Anayurt Oteli', sinema otoriteleri tarafından Türk sinema
tarihinin en iyi 10 eserinden biri seçildi.
2002'de yılında çektiği 'Karşılama' ile 40'ıncı Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yedi ödül birden aldı. Lenf
kanserine yakalanan Kavur, 12 mayıs 2005'te hayata gözlerini yumdu.
Senaryosunu Ömer Kavur ve Onat Kutlar'ın beraber yazdığı 'Yusuf ile Kenan', babaları gözlerinin önünde kan davasına kurban
giden iki kardeşi anlatır. Kardeşler çareyi İstanbul'a kaçmakta bulur. Ama tüm aramalarına karşın Ali amcalarını bulamazlar.
Uluslararası Milano Film Festivali'nde altın madalya alan filmin başrollerini ise Tamer Çeliker, Cem Davran, Hakan Tanfer,
Şevket Avşar, Yalçın Avşar ve Mahmut Gökgöz paylaşıyordu.
Ömer Kavur'un yönettiği diğer önemli filmlerden bazıları iase şöyle: 'Karşılaşma' (2003), 'Melekler Evi' (2000), 'Akrebin
Yolculuğu' (1996), 'Gizli Yüz' (1991), 'Gece Yolculuğu' (1987), 'Körebe' (1984), 'Ah Güzel İstanbul' (1981).
Önmer Kavur'un kazandığı ödüllerden bazıları ise şöyle:
19'uncu Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yönetmen (Kırık Bir Aşk Hikayesi)
24'üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yönetmen (Anayurt Oteli)
25'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yönetmen (Gece Yolculuğu)
Dördüncü Ankara Film Festivali En İyi Yönetmen (Gizli Yüz)
40'ıncı Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yönetmen (Karşılaşma)
40'ıncı Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Senaryo (Karşılaşma)
15'inci Ankara Uluslararası Film Festivali En İyi Yönetmen (Karşılaşma)
2003 Sinema Yazarları Derneği En İyi Yönetmen (Karşılaşma)
2003 Sinema Yazarları Derneği En İyi Senaryo (Karşılaşma)
Dokuzuncu Ankara Film Festivali En İyi Yönetmen (Akrebin Yolculuğu)
Dokuzuncu Ankara Film Festivali Onat Kutlar En İyi Senaryo Yazarı (Akrebin Yolculuğu)
11'inci Adana Altın Koza Film Festivali En İyi Senaryo (Akrebin Yolculuğu)
16'ncı İstanbul Uluslararası Film Festivali En İyi Yönetmen (Akrebin Yolculuğu)
1997 Sinema Yazarları Derneği En İyi Yönetmen (Akrebin Yolculuğu)
Günün diğer önemli gelişmeleri
1600: Osmanlı ordusu, Macaristan'ın Kanije Kalesi'ni fethetti.
1909: İlk kadın pilot Elsie Roche, ilk uçuş denemesini gerçekleştirdi.
1919: Amasya'da, Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı Salih Paşa arasında Amasya Protokolü imzalandı.
1937: Dersim bölgesinde 21 mart gecesi başlayan ayaklanma bastırıldı. Dört yıl için çıkarılan Tunceli'nin İdaresi Hakkında
Kanun, çeşitli eklerle 1947'ye kadar sürdü.
1938: Chester Carlson fotokopiyi icat etti.
1947: ABD yardımının ilk partisi İskenderun Limanı'na geldi. İlk malzemelerle İstanbul-Ankara karayolunun yapımına
başlanacağı açıklandı.
1962: ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba'da Sovyet füzeleri olduğunu açıkladı. ABD donanması Küba'yı ablukaya aldı. Füze krizi
dünyayı nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
1972: THY'nin Truva uçağı Sofya'ya kaçırıldı. Bir gün sonra yolcuları serbest bırakan dört hava korsanı Bulgaristan'a iltica
etti.
1975: İngiliz tarihçi Arnold Toynbee 86 yaşında öldü.
1975: Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil, Ermeni teröristler tarafından öldürüldü.
1976: Türkiye Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) kuruldu.
1993: Diyarbakır'ın Lice ilçesine saldıran teröristlerle çıkan çatışmada Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral
Bahtiyar Aydın şehit oldu. İlçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1997: Kültür Bakanlığı, Oscar'a gidecek film olarak 'Eşkıya'yı seçti.
2003: Sinema oyuncusu Derya Arbaş 35 yaşında ABD'de öldü.
Tarihte bugün: 23 Ekim
Sinema sanatçısı Neriman Köksal 1999'da hayatını kaybetti.
Neriman Köksal... Ya da gerçek adıyla Hatice Kökçü... Nam-ı diğer Fosforlu Cevriye... Ya da Afet-i Devran Neriman... Türk
sinemasının ilk ve en uzun süreli vamp kadını...
1929'da İstanbul'da doğdu. 20'li yaşlarının ilk yarısında İstiklal Caddesi'nde salına salına yürürken yönetmen Metin Erksan
tarafından keşfedildi.
O dönemde Arkeoloji Bölümü öğrencisi olan Erksan, bu boylu poslu ve alımlı kadını, o sırada çekeceği 'Çete' adlı film için
kadın oyuncu arayan yönetmen Çetin Karamanbey'e de götürdü.
Anne ve babası ayrıldığı için teyzesiyle birlikte oturan ve ilkokuldan sonra fabrikada çalışmaya başlayan Köksal, 'Çete'
filmindeki Rus prensesi Nina rolü ile sinemaya adım attı.
Ama asıl ününü, erkeksi kadın filmlerinin en önemli örneklerinden 'Fosforlu Cevriye' (1959) ile elde etti. İrikıyım yapısıyla
erkeklere kafa tutan, argo konuşan, külhanbeyi ve erkeksi kadın imgesini başarıyla canlandırması, Türk sinemasında erkeksi
kadın imgesinin uzun yıllar sürecek bir modaya dönüşmesine de öncülük etti.
Yeşilçam'da yarım asıra yakın bir süre başrol oyunculuğu ve karakter rolleri üstlendikten sonra hayatının son yıllarında da
çeşitli televizyon dizilerinde yer aldı. 23 ekim 1999'da 70 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Rol aldığı yapımlardan bazıları
'Çete' 1950, 'Hürriyet Şarkısı' 1951, 'Süheyla İstanbul Canavarı' 1953, 'Neriman İki Ateş Arasında' 1954, 'Dişi Canavar'
1957, 'Tilki Leman' 1958, 'Fosforlu Cevriye' 1959, 'Erkek Fatma' 1959, 'Kıtipiyoz'a Tuzak' (Fosforlu'nun Oyunu) 1959, 'Naylon
Leyla' 1961, 'Fosforlu Oyuna Gelmez' 1962, 'Erkek Fatma Evleniyor' 1963, 'Aşk-ı Memnu' (TV) 1975, 'Talih Kuşu' 1982, 'Bedel'
1983, 'Bir Zamanlar Kardeştiler' 1983, 'Asılacak Kadın' 1984, 'Dokuzuncu Hariciye Koğuşu' (TV) 1985, Bizim Mahalle (TV) 1999.
Günü diğer önemli olayları
1853: Kırım Savaşı başladı.
1926: Sovyetler Birliği'nde Leon Troçki ve Grigoriy Zinoviyev, Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeliğinden çıkarıldı.
1946: Birleşmiş Milletler, ilk genel toplantısını New York'ta yaptı.
1954: Almanya'nın NATO'ya girişiyle ilgili Paris Antlaşması imzalandı.
1956: Macaristan'da Sovyet egemenliğine karşı ayaklanma başladı. Bütün ülkeye yayılan gösterilerde, isyancılar Sovyet
birliklerinin çekilmesini istedi.
1972: Zonguldak'ta iki ayrı kömür ocağında grizu patlamasında 20 işçi öldü, 76 işçi yaralandı.
1981: Danışma Meclisi ilk toplantısını yaptı.
1993: Karun Hazinesi, 28 yıl sonra Türkiye'ye getirildi.
Tarihte bugün: 24 Ekim
Şair Behçet Kemal Çağlar 1969'da hayatını kaybetti.
Behçet Kemal Çağlar 10 temmuz 1908'de orman müfettişi Sami Bey'in oğlu olarak Erzincan'da dünyaya geldi. Behçet ismi
babasının amcasının ismi, Kemal de hürriyet kahramanı Namık Kemal'den geliyordu.
İlk okul yıllarında bile şiir ezberlemeye ve okumaya meraklı olan Behçet Kemal'e öğretmenleri okulun bahçesinde yüksek bir
yere çıkararak babasının ezberlettiği şiirleri okuturlardı.
1916'nın sonbaharında babası Kudüs Ziraat Müdürlüğü'ne tayin edilince birkaç ay Kudüs'te kaldı. Kudüs'ten Kayseri'ye gelen
Behçet Kemal, ilk, orta ve lise tahsilini Kayseri'de yaptı.
1925'te sınavla Zonguldak Maden Mühendis mektebine girdi ve 1929'da yüksek maden mühendisi olarak mezun oldu. Maden Tetkik
Arama Enstitüsü merkez mühendisi olarak Ankara'da göreve başladı.
Halkevlerinin açılışında yazdığı ve şahsen rol aldığı 'Çoban' ve ardından yazıp ve oynadığı 'Ergenekon' piyesleri dolayısıyla
Atatürk'ün dikkatini çekti. Böylece yazarlar ve politikacılarla yakın ilişkiler kurdu, hepsinin sevgi ve takdirini kazandı.
1935'te Halkevleri müfettişi olarak görevlendirildi, bu görev ile yurdun her tarafını dolaştı. Halk şiirleri ve halk sanatı
ile yakından ilgilenmek fırsatını buldu. 1949'a kadar Erzincan milletvekilliği yaptı.
Atatürk devrimlerinden ödün verildiği gerekçesiyle milletvekilliğinden istifa etti. Daha sonra sırasıyla Robert Kolej'de
öğretmenlik, TRT Yönetim Kurulu Başkanlığı, Akbank Neşriyat Müdürlüğü, TRT Program Uzmanlığı görevlerinde bulundu.
İlk şiiri arkadaşlarıyla çıkardıkları 'Hep Gençlik' dergisinde yayımlanan Behçet Kemal, daha sonra 'Türk Yurdu' ve 'Hayat'
dergilerinde göründü. 'Ulus'ta yayımlanan kimi şiirlerinde Ankaralı Aşık Ömer adını kullandı.
1949'da 'Şadırvan' dergisini çıkardı. İstanbul Radyosu'nda, 27 mayıstan önce ve sonra, aralıklı olarak 'Şiir Dünyamız'
programını yönetti.
Behçet Kemal'in şiir biçim ve öz olarak iki kaynaktan beslenir: Halk şiiri ve Atatürkçülük. Giderek ulusal duyguları dile
getiren deyişleri ve yurt güzellikleri bile bu özle belirlenir. Hecenin olanaklarını, en yüksek sesi verebilmek için zorlar.
Birey için değil, kalabalıklar içmüzik şiiri.
Asırlarca
-Dünyanın en büyük ölmezine-
Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
"İstersen çiğne" diye önüne atacağım...
Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!
Günün diğer önemli olayları
1929: New York borsası iflas etti.
1945: Birleşmiş Milletler kuruldu.
1966: Bülent Ecevit, CHP Genel Sekreteri seçildi.
1975: Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, büyükelçilik yakınlarında öldürüldü. Saldırıyı
Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları adlı örgüt üstlendi.
1996: TBMM, Adana'ya bağlı Osmaniye ilçesinin il olmasını kabul etti. Osmaniye, Türkiye'nin 80'inci ili oldu.
1998: Ulusal Birlik Partisi kuruldu.
2000: Bayrampaşa Cezaevi'ndeki eylem sona erdirildi. Tutuklular rehin aldıkları gardiyanları serbest bıraktı.
2002: Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, Fevzi Şıhanlıoğlu'nun öldürülmesi ile ilgili davada, MHP İçel Milletvekili Cahit
Tekelioğlu'nun 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapis, MHP Osmaniye Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın beraatına ilişkin kararı onadı.
Tarihte bugün: 25 Ekim
Naylon çoraplar, ilk kez 1939'da New York Dünya Fuarı'nda tanıtıldı.
Tarihte bilinen ilk çoraplar sekizinci yüzyıla aitti. 1100-1300 yılları arasında Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar ilk
çorapları giymeye başladı.
Bacaklara sarılan kumaş parçalarını diz altında sıkarak tutturmakla elde edilen bu ilkel çoraplar 12'nci yüzyılda yaygın hale
geldi.
1589'da Nottinghimshire'lı William Lee ilk çorap makinesini icat etti. Makine, elle yapılana göre daha hızlı ve daha ucuz
çorap yapıyordu. Bu sayede çorapların popülaritesi da artmış oldu.
17'nci yüzyılda ortaya çıkan yeni tarz çoraplar ise artık modanın vazgeçilmezlerinden biri olmuştu. 18'inci yüzyılda hem
kadınalrın hem de erkeklerin kullandığı çoraplar genellikle beyazdı ve ipek ya da yünden yapılıyordu.
Özellikle 1861'de Kraliçe Victoria'nın eşi Albert'ın ölümünden sonra erkekler koyu renkli ve kalın çorapları tercih etmeye
başladı.
1930'larda çorabı tek parça halinde üreten makineler icat edildi. Artık çorapları diz altından bağlamak yerine, üst kısmına
lastik entegre ediliyor ve tek parça olarak dikiliyordu.
Delaware'deki Dupont şirketinden Julian Hill, katran, su ve alkolü karıştırıp ısıtarak ipek görünümlü, eskisine göre daha
daha güçlü ve ince bir materyal elde etti.
Daha sonraki araştırmalar, sonradan polimer 6.6 olarak tanımlanacak olan sentetik fiberi ortaya çıkardı. İki yıl sonra
1937'de Dupont keşfin patentini aldı.
Sentetik fiber çoraplar 1939'da New York'da düzenlenen Dünya Fuarı'nda halka tanıtıldı ve naylon ismini aldı. Naylon kumaş
dünyasında büyük bir gelişmeydi.
İlk naylon çoraplar 15 mayıs 1940'ta New York mağazalarında satışa sunuldu. Sadece ilk gün 72 bin çift çorap satıldı. Diğer
markaların da benzer materyallerle çorap üretmeye başlamasıyla ilk yılda 64 milyon çift çorap satışına ulaşıldı.
Günün diğer önemli olayları
1857: İlk futbol kulübü, İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi'nde kuruldu.
1881: Ressam Pablo Picasso, İspanya'Nın Malaga şehrinde dünyaya geldi.
1904: New York metrosu açıldı.
1929: New York Borsası'nda hisse senetleri düştü. Bu çöküş sürecini izleyen bunalım, dünya dış ticaretinde ciddi bir daralma
yarattı. Kriz, Türkiye'yi de etkiledi.
1935: Birinci Belediyeler Kongresi başladı.
1945: Birleşmiş Milletler Antlaşması yayınlandı ve Birleşmiş Milletler kuruldu.
1956: Gazeteci Bedii Faik, cumhurbaşkanına hakaretten altı ay hapse mahkum edildi.
1956: Sovyetler Birliği, Macaristan'ı işgal etti.
1964: ABD'li sivil haklar savunucusu Martin Luther King'e Nobel Barış Ödülü verildi.
1966: CHP'nin 18'inci Kurultayı, 'ortanın solu' görüşünü savunanların zaferiyle sonuçlandı. Zonguldak Milletvekili Bülent
Ecevit Genel Sekreterliğe getirildi.
1976: Ses sanatçısı Sevinç Tevs, 46 yaşında öldü.
1991: Kripto davasında gazeteci Uluç Gürkan ile Dışişleri Bakanlığı memuru Hande Mumcu beraat etti.
1992: Türkiye'nin ilk özel havaalanı olan Hezarfen, İstanbul Büyükçekmece'de hizmete girdi.
1996: Vehbi Koç'un cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'ndan çalındı.
Tarihte bugün: 26 Ekim
Türkiye A Milli Futbol Takımı, 1923'te ilk maçında Romanya ile 2-2 berabere kaldı.
Tarih: 26 ekim 1923
Stat: Şimdilerde yerinde yeller esen Taksim Stadı
31 temmuz 1922'de kurulan ve 21 mayıs 1923'de Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'ne (FIFA) kabul edilen Türkiye
Futbol Federasyonu, Galatasaraylı Ali Sami (Yen) Bey'in yönetiminde Romanya milli takımını konuk etti.
Maçın hakemliğini İstanbul'da oturan Çek Cratky, yan hakemlikleri ise Romen Gregoriu ve Türk Abdullah Güz yaptı. Romanya ilk
dakikalarda bulduğu golle 1-0 öne geçti.
Zeki Rıza Sporel'in 32 ve 50'nci dakikalarda bulduğu iki nefis gol Türkiye'yi öne geçirdi. Son dakikalarda gelen Romanya golü
maçın skorunu ilan etti: 2-2. İki gol atan Zeki Rıza Sporel, milli takımın ilk golüne imza atarak tarihe geçti.
İşte ilk kadro
1. Nedim (Altınordu)
2. Hasan Kamil (Fenerbahçe)
3. Cafer (Fenerbahçe)
4. İsmet (Fenerbahçe)
5. Nihat (Galatasaray)
6. Baron Fevzi (Altınordu)
7. Emin (Altınordu)
8. Alaeddin (Fenerbahçe)
9. Zeki Rıza (Fenerbahçe)
10. Sabih (Fenerbahçe)
11. Bedri (Fenerbahçe)
Türk Milli Takımı, 82 yıllık tarihinde Romanya maçıyla birlikte 415 maç yaptı. Bu maçlarda Türkiye, 142 galibiyet elde etti,
95 beraberlik aldı ve 178 kez de rakiplerine yenildi. Ay-yıldızlılar, bu maçlarda 522 gol atarken, kalesinde 654 gol gördü.
Milliler, son oynadıkları maçta, 12 ekimde, deplasmanda Arnavutluk'u Tümer'in golüyle 1-0 yenerek 18'inci Dünya Kupası için
baraj maçı oynamaya hak kazandı.
Günün diğer önemli olayları
1461: Trabzon Rum İmparatorluğu, Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı güçlerine teslim oldu.
1730: Osmanlı'da ayaklanma başlatan Patrona Halil ve arkadaşları idam edildi.
1863: Uluslararası Kızıl Haç organizasyonu Cenova'da kuruldu.
1905: Kuzey Avrupa ülkeleri Norveç ve İsveç ayrıldı.
1922: İsmet İnönü, Lozan Konferansı öncesinde Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi.
1924: Kazım Karabekir Paşa, Birinci Ordu Müfettişliğinden ayrıldı, artık milletvekili olarak çalışacağını açıkladı.
1932: 'Yo yo' oyuncağı İstanbul'da büyük ilgi uyandırdı.
1933: Cumhuriyetin 10'uncu yılı dolayısıyla Genel Af Kanunu çıkarıldı.
1936: 16 yaşındaki ressam Turgut Cansever, ilk resim sergisini açtı.
1961: Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçildi.
1966: Kuzey Atlantik Konseyi, NATO karargahını Brüksel'e taşımayı kararlaştırdı.
1967: Şair, yazar Ali Cenap Yöntem, 80 yaşında öldü.
1974: Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Fahrettin Altay 94 yaşında İstanbul'da öldü.
1975: Enver Sedat, ABD'ye resmi ziyarette bulunan ilk Mısır Devlet Başkanı oldu.
1984: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir bakan azledildi. Maliye ve Gümrük Bakanı Vural Arıkan, istifa etmeyince,
Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından görevden alındı.
1991: Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak sınırından girerek operasyona başlattı.
1994: İsrail İle Ürdün arasındaki 46 yıllık savaşa son veren tarihi barış anlaşması, iki ülke arasındaki sınırda, 5 bin
kişinin katıldığı bir törenle imzalandı.
Tarihte bugün: 27 Ekim
Çin Halk Cumhuriyeti'nin nüfusu 1982'de 1 milyarı aştı.
Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkesi olan Çin'de beşinci ve son nüfus sayımı 1 kasım 2000'de yapıldı. Bu tarihte
Çin'in nüfusu 1 milyar 295 milyon 330 bindi.
Ülkenin nüfusu 1990 sayımına göre 1 milyar 133 milyon 680 bindi ve 10 yıllık dönemdeki artış 161 milyon 650 bin kişiye
tekabül ediyordu.
Son sayıma göre nüfusun 51.63'ünü erkekler ve yüzde 48.73'ünü de kadınlar oluşturuyordu. Nüfusun büyük bir bölümü, yüzde
63.91'i kırsal kesimde oturuyordu. İnsan ömrünün 71 yıl olduğu 2000 yılı itibarı ile Çin'de 56 etnik grup bulunuyordu.
Ancak Çin, 10 ocak 2005'te 1 milyar 300 milyonuncu bebeğin dünyaya geldiğini açıkladı. Ülkede tek çocuk isyaseti olmasaydı bu
bebek bundan dört yıl önce dünyaya gelmiş olacaktı.
Çin'in artık öngörülen yıllık nüfus artışı 10 milyon. Ülkede her gün 20 bin 800 bebek dünyaya geliyor. Yani Birleşmiş
Milletler Nüfus Fonu verilerine bakılırsa, nüfus 2030'larda 1 milyar 460 milyonu geçecek.
1970'lerde Çin'de çift başına 5.8 çocuk düşüyordu. Bugün bu rakam 1.8'e çekildi. Tek çocuk siyaseti nüfus planlamasında
başarılı oldu, ama bu kez de ortaya yaşlı nüfus tehlikesi çıktı.
Önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir emekli kitlesine karşılık daha az çalışan genç nüfusa sahip olacak Çin.
Örneğin ticaret kenti Şanghay'da yerel yetkililer, genç işgücü azalınca, çocuk sahibi olan ama boşanmış insanları yeniden
evlenip doğurmaya özendirmeye başladı bile.
Günün diğer önemli olayları
1492: Kristof Kolomb Küba'yı keşfetti ve İspanya adına el koydu.
1913: Mustafa Kemal, Sofya Ataşemiliterliği'ne atandı.
1922: Müttefikler Ankara ve İstanbul hükümetlerine Lozan'da konferans toplanması çağrısı yaptı.
1960: Milli Birlik Komitesi, 147 profesör, doçent ve asistanı görevden aldı.
1978: Nobel Barış Ödülü'nü Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin paylaştı.
1992: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teröristlere karşı Hantur Dağı'nda başlattığı harekatta 100 terörist öldürüldü.
1996: Yeni Trafik Kanunu yürürlüğe girdi.
1999: Parlamento oturumu sırasında otomatik silahlı kişilerce yapılan saldırıda Ermenistan Başbakanı Vazgen Sarkisyan ve
sekiz üst düzey yetkili öldü.
Tarihte bugün: 28 Ekim
Özgürlük Anıtı, Fransızların hediyesi olarak 1886'da New York'ta dikildi.
'Bayan Özgürlük' (Lady Liberty) olarak da adlandırılan anıt, Fransa ile ABD arasındaki ilişkileri sağlamlaştırmak amacıyla
tasarlanmıştı. Özgürlüğün simgesi olan anıt 28 ekim 1886'da Başkan Grover Cleveland tarafından açıldı.
Bir zaman sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin sembolü olan heykel, Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından
keşfedilmesinden sonra bu kıtada dikilen en büyük anıttır.
New York Limanı'nın girişindeki Özgürlük Adası'nda bulunan ve dünyayı aydınlatan hürriyet meşalesini temsil eden heykel,
Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi tarafından yapıldı.
Dövme bakırla kaplı olan heykelin gövdesi 46 metre yüksekliğinde olup kaidesiyle birlikte yüksekliği 100 metredir. Heykelin
meşaleyi tutan sağ elinin yüksekliği ise 13 metredir.
Başının genişliği 2 metredir ve tacı ile birlikte yüksekliği 5 metreye ulaşır. Heykelin içinden meşaleye kadar 168 basamaklı
bir merdivenle çıkılır. Meşalenin etrafındaki dehlizde 15 kişi birarada gezebilir.
11 eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlenen terörist saldırılarından sonra kapatılan Özgürlük Anıtı, 4 ağustos
2004'te yeniden ziyarete açıldı. Ancak anıtın taç kısmında bulunan seyir kısmı hala ziyarete kapalı.
Bu tarihte restorasyondan geçen anıt daha iyi aydınlatıldı ve yeni bir kamera sistemi ile donatıldı. En önemli değişiklik ise
üst kısımlara içerden bakmaya olanak veren cam bir tavanın eklenmesi oldu.
Günün diğer önemli olayları
1923: Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde, "yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" dedi.
1927: Türkiye'de ilk nüfus sayımı yapıldı. Nüfusun 13 milyon 648 bin 270 kişi olduğu açıklandı.
1937: Başbakan İsmet İnönü, Ankara'da paraşüt kulesinin açılışını yaptı.
1938: Ankara Radyosu hizmete girdi.
1960: Milli Birlik Komitesinin 147 öğretim üyesini görevden alınmasını protesto eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Sıddık
Sami Onar ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Fikret Narter görevlerinden istifa ettiler.
1962: Küba Füze Krizi: Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev, Küba'daki füze üslerini kaldıracaklarını açıkladı.
1977: Karikatürist ve çizgi roman çizeri Ratip Tahir Burak 73 yaşında İstanbul'da öldü.
1993: Hakkari, Üzümlü Jandarma Sınır Bölüğü'ne saldıran teröristlerden 57'si öldürüldü. Çatışmada 10 er şehit oldu.
1998: Esenboğa Havalimanı, tarihinde ilk kez aynı gün 13 cumhurbaşkanı ağırladı. Yabancı ülke cumhurbaşkanları, Cumhuriyetin
75'inci Yılı törenleri için Başkente geldiler.
Tarihte bugün: 29 Ekim
İlk Türk yapımı otomobil 'Devrim', 1961'de Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e armağan edildi. 'Devrim'in deneme sürüşü, yetersiz
benzin konulması yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı.
16 haziran 1961'de TCDD Fabrikalar ve Cer Daireleri Yönetici ve Mühendisleri ile yapılan toplantıda Ulaştırma Bakanlığı'nın
yazısı okunarak, 29 ekime kadar binek otomobili tipinin geliştirilmesi görevi TCCD işletmesine verilir.
Projeye 1 milyon 400 bin TL ödenek ayrılır. 4.5 ayda bu çapta bir geliştirme çalışması yapılabileceğine kimse inanmaz.
Eskişehir Demiryolu Fabrikaları'nda dökümhane olarak yapılan ama kullanılmayan bir binada çalışmalar başlar.
Önce otomobilin ana hatları belirlenir. Dört-beş kişilik, toplam 1,000-1,100 kilogram ağırlığında, ortaboy denilebilecek bir
tip üzerinde uzlaşılır. Motor dört zamanlı ve dört silmüzikli olarak, 50-60 HP güç üretmelidir.
Karoser için hazırlanan 1/10 ölçekli maketlerden seçilen 1/1 ölçekli alçı modeli yapılır. Tavan, kaput ve benzeri saçlar, bu
modelden alınan kalıplarla yapılmış beton bloklara çekilir ve çekiçle düzeltilerek tek tek imal edilir.
Yandan sübaplı dört silmüzikli motorun gövde ve başlığı Sivas Demiryolu Fabrikaları'nda dökülüp, Ankara fabrikasında işlenir.
Piston, segman ve kolları Eskişehir'de yapılır ve motor Ankara'da monte edilir.
Eylül ayı sonuna doğru, ön ve arka camlar, piyasada bulunabilenlere uydurmak zorunluluğuyla modele göre biraz değiştirilmiş,
iki gövde çatılmış ve biri A diğeri B tipinden iki ayrı motor hazırlanmıştır.
Montajda en büyük sorun gövde-motor uyumunu sağlamak, debriyaj, gaz ve fren mekanizmalarını yerleştirmek ve direksiyonun en
uygun konumunu bulmaktır. Ayarlı direksiyon önerisi kabul edilmez. İki yıl sonra Cadillac bunu bir yenilik olarak dünyaya
sunar.
Nihayet ekim ortalarında Devrim otomobillerinden ilki denenmeye hazır duruma gelir. Otomobilin, elektrik donanımı,
diferansiyel dişlileri, kardan ıstavrozları ve motor yatakları ile cam ve lastikleri dışında tüm parçaları yerlidir.
Projenin bu kadar kısa sürede gerçekleştirilmesinde, proje yöneticisi yüksek makine mühendisi Emin Bozoğlu ve diğer
mühendislerin hafta sonları da dahil günde en az 12'şer saat çalışması başrolü oynar.
İlk otomobilin test sürüşleri devam ederken ikinci otomobil için çalışmalar devam etmektedir. İki numaralı Devrim'in son kat
boyası 28 ekim akşamı vurulur. Pasta ve cilası Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiği trende, gece yol alırken yapılır.
Tren 29 ekim sabaha karşı Ankara'ya gelir. İki Devrim, o zamanlar Sıhhıye'deki Ankara Demiryolu Fabrikası'na müzikilir.
Manevra imkanı sağlamak için depolarına yalnızca birkaç litre benzin konur. Asıl benzin ikmali sabah yapılacaktır.
Devrim, 29 ekim sabahı, motosikletli polislerden oluşan kalabalık bir eskortla TBMM'ye doğru yola çıkar. Çıkar ama
eskorttakiler, benzin alma işinden haberleri olmadığı için istasyona uğramadan yola devam eder.
TBMM'ye ulaşıldığında durum anlaşılır. Başka otomobillerden çekiklen benzin birinci arabaya konur, iki numaraya konacağı
sırada Cemal Gürsel Meclis'e gelmiş ve Anıtkabir'e gitmek üzere iki numaralı Devrim'e binmiştir bile.
Yola çıkılır fakat, iki numaralı Devrim'in motoru 100 metre kadar sonra öksürerek durur. Cemal Gürsel'in, "ne oluyor"
sorusuna direksiyondaki yüksek mühendis Rıfat Serdaroğlu, "paşam, benzin bitti" cevabını verir.
Cemal Gürsel'den özür dilenerek bir numaralı Devrim'e geçmesi rica edilir. Olayı hoşgörüyle karşılayan Cemal Gürsel bir
numaralı Devrim'e geçer ve Anıtkabir'e bu otomobille gider. İnerken, "Batı kafasıyla otomobili yaptınız, ama Doğu kafasıyla
ikmali unuttunuz" der.
Ertesi gün basında, "Devrim 100 metre gidip bozuldu" başlıkları çıkar. Oysa iki numaralı Devrim aynı gün Hipodrom'daki geçit
törenine katılır. Basın ne bunu, ne de Cemal Gürsel'in Anıtkabir'e bir başka Devrim otomobili ile gittiğini yazar.
Haberlerde bunca paranın boşa gittiğinden dem vurulur. Oysa aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine at neslinin ıslahı için 25
milyon TL ödenek ayrılmıştır. At neslinde o günden bu yana bir gelişme sağlanmış mıdır kimse bilmez, ama Devrim'in üretimi
durdurulur.
Devrim'in özellikleri
Ağırlık: 1,250 kg
Uzunluk: 4,500 mm
Genişlik: 1,800 mm
Yükseklik: 1,550 mm
İmal Yeri: Eskişehir Demiryolu Fabrikası
İmal Süresi: 4.5 ay
Üretim Sayısı: Dört
Silmüzik Sayısı: Dört
Silmüzik Çapı: 81 mm
Silmüzik Hacmi : 2,070 cc
Güç: 50 HP
Günün diğer önemli olayları
1863: İsviçreli Henri Dumant Kızılhaç'ı kurdu.
1911: ABD'li gazeteci Joseph Pulitzer, Güney Carolina'da öldü.
1923: Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçildi.
1924: Milletler Cemiyeti Konseyi'nde, Türk-Irak sınırı, Musul'u Irak'ta bırakacak biçimde saptandı.
1927: Irak'ta yapılan kazılarda, Ur kenti yakınlarında 5 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen bir molekül takımı bulundu.
1930: Ankara'daki Cumhuriyet Bayramı törenlerine Yunanistan Başbakanı Venizelos da katıldı.
1933: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Cumhuriyetin 10'uncu Yılı Nutku'nu okudu.
1954: Dr. Hikmet Kıvılcımlı Vatan Partisi'ni kurdu.
1987: Cumhuriyetin 64'üncü yılında yerli yapım F-16 uçağı uçtu.
1992: Türkiye ile Irak'ın kuzeyi arasında stratejik öneme sahip Sinhat Boğazı, TSK'nin eline geçti. Çatışmalarda 90 terörist
öldürüldü.
1992: Kazakistan ve Türkmenistan, ilk büyükelçiliklerini Ankara'da açtı.
1998: THY'nin Adana-Ankara seferini yapan Boeing 737 tipi uçağı, 33 yolcu ve altı kişilik mürettebatıyla kaçırıldı. Uçağı
kaçıran Erdal Aksu, ölü ele geçirildi. Aksu'nun Diyarbakır'da dört öğretmeni katletmekten aranan bir terörist olduğu
belirlendi.
1998: ABD'li astronot John Gleen 36 yıl aradan sonra 77 yaşında, Discovery mekiğiyle yeniden uzaya gitti.
1998: Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkiye, Hazar ve Orta Asya petrollerinin batı pazarlarına
Bakü-Tiflis-Ceyhan ana petrol boru hattıyla ulaştırılmasına ilişkin Ankara Deklarasyonu'nu imzaladı.
Tarihte bugün: 30 Ekim
Boksör Muhammed Ali 1974'te yeniden ağır sıklet şampiyonu oldu.
"Vietkonglularla neden savaşayım, onlar beni hiç aşağılamadılar ki!" Bu sözler dünya boks tarihinin efsane ismi Muhammed
Ali'ye ait.
16 yaşından sonra kendisine Cassius Marcellus Clay diye seslenenlere yumruğunu göstererek uyarılarda bulunan Muhammed Ali,
sağlı sollu kroşeleriyle sadece ringde karşısına çıkanları değil, ABD'yi de yere sermişti.
Batı'nın sömürgeci politikalarıyla yıllardır ezilen siyah ırkın, Harlem'e vebalıların yaşadığı pislik bir mahalle gibi
davranan ABD'nin çokuluslu suratına çarptığı tokattı Ali'nin elleri.
Bakkaldan sakız almak isteyen birinin cebinde parası ve beyaz bir teninin olması gerektiği günlerin ABD'sinin tam göbeğinden
çıktı Muhammed Ali.
Bisikletini çalanları dövebilmek için boks öğrendi. Bisikletini çalanı buldu mu bilinmez ama, Sonny Liston'u fena patakladı.
Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu, Louisville'de doğan Müslüman bir boksördü artık: Muhammed Ali.
"Ayağa kalk ayı!"
Muhammed Ali, evren haritasında bir veba mikrobu gibi görünen, daha doğrusu görünmeyen bir dünyanın içinde yaşadığımızı
biliyordu. Ama onun, uzaydan çekilen bir fotoğrafta iki kırmızı kubbecik gibi görülebilecek boks eldivenleri vardı.
Eğer böyle olmasaydı, Hanoi'deki Vietkongluları öldürmeye giden 'Private Cassius' olmaktan öte gidemezdi Muhammed Ali.
Liston'u yenerek dünya şampiyonu olduğunda askere çağrıldı ve öfkeyle reddetti.
ABD medyasına göre Vietnam düşmandı, ama bir maç öncesinde basının karşısına çıkan Muhammed Ali'ye göre değildi: "Benim
düşmanım sizsiniz. Asıl düşman orada değil burada." Adaleti, hükümeti, ordusu ve basınıyla ABD'ydi gerçek düşman.
Ringde, Foreman'ın ürkütücü yüzünü değil de silmüzik şapkasının üzerinde yıldızlar uçuşan Sam Amca'yı görüyordu. Kroşeleri
ancak yavaş çekimlerle sayılabilen Ali, hasmının şapkasındaki o yıldızları gözünün önünde döndürebilme sanatçısıydı.
Siyah ırkın, Müslüman dünyasının, ezilmiş Harlem'in, Beyaz Saray'ı dayaktan tanınmayacak hale getirmesiydi Muhammed Ali.
Liston'u yere devirdiğinde, dünyanın gözleri ringin üzerindeyken, "Ayağa kalk ayı" diye bağırıyordu yerde yatan ABD'liye.
Foreman'ı 'papaz etti'
Zaire'deki unvan maçında Foreman'ın karşısına çıkan Muhammed Ali, çapı genişlemiş beli, formsuz vücuduyla sanki dayak yemek
için ringdeydi. Sekizinci raunda kadar Foreman'ın yumruklarını, bekle ve gör politikasıyla karşıladı.
Ali, ringde kendisini izleyen Zairelilerle birlikte tüm Afrika'nın, siyah ırkın, Müslüman dünyasının, Afro-Amerika'nın
dizlerinin bağını çözüyordu. Muhtemel bir düşüşü, milyarlarca insanı yere serecekti.
George Foreman'ı ekrandan tek gibi görünen üç yumrukta devirerek yere serdi siyah ırkın kara talihini ve dünya şampiyonluğu
unvanını üçüncü kez geri aldı.
Bu maçın ardından Hrıstiyan ruhani cemaati yeni bir isim daha kazanacaktı: George Foreman. Foreman, aldığı yenilginin
ardından iki yıl papazlık yaptı. George Foreman'ı 'papaz eden' Ali ise Spinles'i de ağlattı.
Durumu kötüleşiyor
Ali, yıllar sonra aldığı unvanını iade eden ABD'nin evsahipliği yaptığı Atlanta Olimpiyatları'nda titreyen elleriyle
olimpiyat meşalesini yaktı. Aslında o daha büyük bir ateşi yıllar öncesinden düşürmüştü Sam Amca'nın göğsüne...
Şimdilerde, parkinson hastalığı yüzünden uzun süre Michigan'daki çiftliğinde gözlerden ırak yaşamayı tercih eden Ali'nin
durumu iyice kötüleşti.
Kendisi gibi başarılı bir boksör olan kızı Leyla Ali, babası için, "bedeni içinde hapsedilmiş gibi. Düşünebiliyor, söylemek
istediği şeyler var, ancak bazen bu sözleri söyleyebilmek için dudaklarını bile kıpırdatamıyor" diyor.
Günün diğer önemli olayları
1757: Sultan III. Mustafa tahta çıktı.
1873: Teodor Kasap tarafından çıkarılan mizah gazetesi 'Hayal' yayımlanmaya başlandı.
1905: Aspirin ilk kez satışa sunuldu.
1918: I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı devleti ile galip devletler arasında Mondros Mütarekesi imzalandı.
1918: Çekoslovakya'da cumhuriyet ilan edildi.
1923: Mustafa Kemal Paşa, Başbakanlığa İsmet Paşa'yı (İnönü) atadı.
1937: Ankara Gar binası törenle açıldı.
1956: İngiltere ve Fransa, İsrail ve Mısır'a Süveyş Kanalı'nı 12 saat içinde terk etmeleri konusunda nota verdi.
1973: Boğaziçi Köprüsü, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açıldı.
1980: Bülent Ecevit, CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti.
1983: Erzurum ve Kars'ta meydana gelen depremde, bin 330 kişi öldü, 534 kişi yaralandı.
1984: Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Mürted'de uçak fabrikasının (TAI) temelini attı.
1992: Terör örgütü PKK, silahlarını bırakıp, Irak kuzeyine teslim olma kararı aldığını açıkladı.
1993: Eski Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı ve dilbilimci Ömer Asım Aksoy 95 yaşında öldü.
Tarihte bugün: 31 Ekim
Turgut Özal, 1989'da TBMM'de, 263 oyla Türkiye'nin sekizinci Cumhurbaşkanı seçildi ve Başbakanlığa Yıldırım Akbulut'u
getirdi.
Merhum Turgut Özal, Cumhurbaşkanı olduktan sonra başbakanlığa Erzincan Milletvekili Yıldırım Akbulut'u atadı.
1935'de Erzincan'da doğan Yıldırım Akbulut, babasının PTT memuru olması nedeniyle ilkokulu Eskişehir'de, ortaokulu Samsun'da,
liseyi Erzincan'da okudu.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra, uzun süre Erzincan'da serbest
avukatlık yaptı.
Evli ve üç çocuk babası olan Akbulut, Anavatan Partisi'nden Erzincan Milletvekili olarak girdiği TBMM'de Meclis
Başkanvekilliği, İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yaptı.
Yıldırım Akbulut, gündeme politikacılığından çok hakkındaki fıkralarla damga vurmuştu. "Yıldırım Akbulut'un biri bir gün"
diye başlayacak kadar çok anlatılırdı bu fıkralardan. Hatta fıkraları derleyen bir kitap bile çıkmıştı piyasaya.
İşte Yıldırım Akbulut fıkralarından birkaç örnek...
Yıldırım Akbulut, Demir Leydi Margaret Thatcher'ın daveti üzerine İngiltere'ye gidecektir. Ancak İngilizce bilmediğinden
paniğe kapılmıştır. Danışmanını çağırarak ona ne yapması gerektiği sorar.
Danışmanı anlatır: "Başbakanım, paniğe mahal yok. Her şey çok kolay olacak. Uçaktan inecek ve oradaki en yaşlı görünümlü
bayanın elini sıkacaksınız. Daha sonra sizin için serilmiş olan kırmızı halının üzerinde yürüyerek askeri karşılama taburuna
dönüp selam vereceksiniz. Askere söyleyeceklerinizi küçük bir kağıdın arkasına yazıp kravatınızın arkasına iğneleyin.
Gerektiğinde bakarsınız."
Yıldırım Akbulut durumun bu kadar basit olduğunu duyunca neşelenir ve, "yaşa be" diyerek danışmanına sarılır.
Yola koyulurlar. Yıldırım Akbulut uçaktan indikten sonra Margaret Thatcher'ın elini sıkar ve askere dönerek şöyle der: "Hello
soldier. Polo gıravatları, made in Turkey."
Yıldırım Akbulut, İngiltere ziyareti sırasında Margareth Thatcer tarafından ağırlanıyormuş. Londra caddelerinde fayton
gezisine çıkmışlar. Derken faytonu çeken at gümbürtüyle gaz çıkarmış.
Demir Leydi, nezaketen özür dilemiş. Yıldırm Akbulut ise, "hay allah, ben de at yaptı sanmıştım" demiş.
Yıldırım Akbulut bir gün taksiye binmiş. Trafikten dolayı zaten sıkıntıdan patlayan şoför biraz sonra sormuş: "Abi sana bir
Yıldırım Akbulut fıkrası anlatayım mı?"
Yıldırım Akbulut, bozuk bir sesle yanıtlar: "Ben Yıldırım Akbulut'um."
Şoför aynadan müşterisini süzer ve şöyle der: "Olsun abi, ben yavaş yavaş anlatırım."
Yılıdırm Akbulut, George Bush ve Mihail Gorbaçov en büyük yalanı söyleme yarışmasına katılırlar.
Mihail Gorbaçov, "ben aslında ABD vatandaşıyım" der ve alkışlanır.
George Bush, "komünizm dünyanın en iyi düzenidir" dediğinde cılız bir alkış sesi yükselir.
Sıra Yıldırım Akbulut'a gelir. Akbulut elini çenesine koyar, bekler, bekler... Sonra, "kusura bakmayın, düşünüyordum da" der.
Alkış tufanı kopar, Yıldırım Akbulut birinci olur.
Yıldırım Akbulut bir gün AKM gişesine gider ve gişedeki memura, "beyefendi, iki bilet rica ediyorum" der.
Memur gayrı ihtiyari, "Romeo ve Jülyet için mi efendim" diye sorar.
Yıldırım Akbulut sinirlenip, "tabii ki hayır" der: "Eşim ve benim için."
Yıldırım Akbulut ve Yıldırım Aktuna gazetenin ödüllü bulmacasını çözmüşler. Ama kimin adına gönderecekleri sorununu
çözememişler.
Bunun üzerine Yıldırım Aktuna şöyle bir öneri getirmiş: "Senin adını, benim de soyadımı yazalım, öyle yollayalım."
Yıldırım Akbulut da, "neden olmasın" deyip kabul etmiş.
Tescilli fıkra
Yıldırım Akbulut, 1990'da Başbakan'ken, Uğur Dündar'ın hazırladığı ve TRT1'de yayınlanan 'Hodri Meydan' programına katılıp,
aşağıdaki fıkrayı şöyle anlatmıştı:
"Ben, zamanında Erzincan'da hal müdürlüğü yaparken, yardımcım gelmiş, bir sürü matbu evrak biriktiğini, artık koyacak yer
kalmadığını söylemiş. Sayın müdürüm demiş, isterseniz bir kısmını imha edelim. Ben de demişim ki, tamam imha edin ama bunlar
resmi evraktır. Birer fotokopisini çekin de öyle imha edin."
Günün diğer önemli olayları
1517: Martin Luther, Protestanlığı ilan etti.
1661: Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa öldü.
1831: Takvim-i Vekayi yayına başladı.
1918: Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'ndan mağlup olarak çıktı. Mondros Mütarekesi yürürlüğe girdi.
1919: Sütçü İmam, Kahramanmaraş'ta Fransız işgalcilere ilk kurşunu attı.
1922: Mussolini İtalya Başbakanı oldu.
1922: Bakanlar Kurulu’nun Lozan Konferansı delegesi adaylarını İsmet Paşa, Rıza Nur ve Hasan Hüsnü olarak belirledi.
1952: ABD, ilk hidrojen bombası denemesini Marshall adalarında yaptı.
1956: Amiral G.J, uçağıyla Güney Kutbu'na indi. Böylece insanlık Güney Kutbu'na ilk defa ayak basmış oldu.
1961: Türkiye ile Almanya arasında Türk İşgücü Anlaşması imzalandı.
1963: 50'nci kez milli formayı giyen Lefter Küçükandonyadis'e şeref madalyası verildi. Lefter, bu madalyayı alan ilk Türk
futbolcusu oldu.
1983: Yeni Düzen Partisi, SODEP ile birleşti.
1984: Hindistan Başbakanı Indra Gandhi, Sih muhafızlar tarafından öldürüldü. Yerine oğlu Rajiv Gandhi geçti.
1992: Vatikan, dünyanın güneşin çevresinde döndüğünü söyleyen Galileo'nun haklılığını teslim etti.
1993: İtalyan yönetmen Federico Fellini öldü.
1993: Yazar Berna Moran 72 yaşında öldü.
1997: Ebulfez Elçibey, Bakü'ye gelerek Azerbaycan Halk Cephesi Partisi'nin başkanı seçildi.
2001: İngiltere Başbakanı Tony Blair, Ortadoğu turuna çıktı. Blair'in ilk durağı ABD'nin 'terörizme destek veren ülkeler'
listesindeki Suriye oldu.