Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye     

Moda  Ressamlar  Seramik  Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler 

 

 
17 Ağustos 2007Haber resimleri

Foto Analiz Ana Sayfa

17 Ağustos 1999 Adapazarı Depremi

Bu resim yayından kaldırıldı

Geriİleri

'Sembol kız' Ömür'la Merve Adıyaman'ın yaptığı röportaj

http://sanattasarim.iku.edu.tr/kentometre/

Sembol kızın okuma azmi

Annemi ağlayarak buldum "Ömür, ev çöküyor" sözünü işittim

Elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden bilelim

Merve Adıyaman: Kendinizden bahseder misiniz?

Ömür: 25 yaşımdayım, Bakırköy doğumluyum ve hala orda yaşıyorum. Her zaman güler yüzlü ve konuşkan biriyim ve bunları kaybetmeme hiçbir olay sebep olamaz.

Merve Adıyaman: Türkiye sizi ortak olarak yaşadığımız 1999 depreminde tanıdı. O gün öncesini ve o anı bizle paylaşır mısınız?

Ömür: O gün öncesi o eve yeni taşınmıştık. Deprem gecesi ise kendimi çok yorgun hissetmiştim ve anneme erken yatacağım dedim. O gün her zamankinden çok farklı bir sıcaklık vardı, balkon kapısını açıp salonda yattım. Birden sarsıntıyla uyuduğum kanepeden fırlayarak annemin yanına gittim. Annemi ağlayarak buldum ‘’ömür, ev çöküyor’’sözünü işittim. Bende ‘’ korkma sarıl bana’’dedim ve birkaç dakika bilincimi yitirdim. Kendime geldiğimde enkazın içinde olduğumuzu fark ettim, her yer karanlıktı ve anneme sorduğum soruların hiçbirine cevap alamıyordum ve onu kaybettiğimi anlamıştım. Sonra bir ışık gördüm devamını da biliyorsunuz zaten hastaneler, tedaviler v.b.

Merve Adıyaman: Pekiyi bir sebepten dolayı olmasa da o zamanlar içerisinde Türkiye’nin gündeminde birinci sıradaydınız. Bu sırada yanınızda Fatih Altaylı bulunuyordu bu zor günlerde size nasıl bir desteği oldu?

Ömür: Evet depremden bana bir lakap kalmıştı artık, benimle beraberdi ‘’sembol kız’’adı. Bu ifade aslında çok basit bir kelime gibi görünüyordu fakat üzerimdeki etkisi çok büyüktü. Çünkü anlamı büyüktü, artık söylediğim laflar birçok kişiye ulaşıyordu bu yüzden dikkatli ve gerçekten bu acıyı yaşamış insanlara moral verecek şekilde konuşmalıydım.

Hürriyet gazetesi röportaj için geldiğinde ‘’Fatih Altaylı okuruyum’’ demiştim. Bu sözüm kendisine iletilmiş ve duyar duymaz beni ziyarete hastaneye geldi. Koridorlarda saatlerce eşi ile beni beklemesi, evine yemeğe davet etmesi, bana bu zorlu günlerimi atlatmamda çok önemli etkileri olmuştu, sonrasında ise beni tedavi amaçlı götürdüğü yerde 3,5 yıldır çalışmaya başladım bunda etkisi büyüktür. Hala bir derdim olduğunda her zaman ağabeyliğini yapacağını bilerek kendisini ararım.

Merve Adıyaman: Depremden sonra tedavi süreciniz nasıl oldu. O zor durumda yanınızda kimler vardı?

Ömür: Çok yoğun ve güç bir tedavi süreci geçirdim. Çünkü tüm sağlığımı depremle beraber kaybetmiştim. Elimi bile kullanamıyordum, yazı yazamıyordum, kendimi bir anda çok büyük bir felaket sonrası eski sağlığımı yeniden kazanma mücadelesi vermekle bulmuştum. Deprem olana kadar hayatımın her anında annem vardı, depremden sonra ise hayatımda en büyük yeri annemin yerine, öncelikle teyzem ve diğer aile büyüklerim aldı, tüm aile çok sarsılmıştık diğer yüz binlerce deprem felaketini yaşayan aileler, kişiler gibi.

Merve Adıyaman: Hayat insanı istemediği şeylerle karşılaştırıyor. Bunu en iyi bilenlerdensiniz. Ne gibi zorluklarla mücadele ettiniz?

Ömür: Artık engelliydim. Birçok insan bu konuda inanılmaz bilinçsiz, umursamaz. Bende böyle bir yerde yaşadığımı fark ettim. Devlet ve Şehir tiyatrolarında bir oyunu izlemeye gittiğimde ya da AKM ye gittiğimde hep merdiven engeliyle karşılaştım. Bu çok büyük bir ayıp bence, ülkemizde ‘’engelliler evlerinden çıkmıyor, aileleri utanıyor’’ diyorlar. Bu bir uydurmadır. Evet, çıkamıyorlar çıksalar bile nereye gidecekler? Ben en azından artık iki değnekle yürümeye başladım. Bunları yapabiliyorum ama böyle şansları olmayan engelliler var. Geçenlerde çok komik ama aslında çok acı olan bir olay yaşadım. Bu olayı aslında çok yaşadım. Karşıdan karşıya geçerken sürücü sabırsızlanıp bana korna çalıyordu, yani böyle insanlar var bu inanılmaz bir şey çok zorluk yaşadım, toplum bu konuda çok zayıf.

Merve Adıyaman: O büyük felakette yapılan yardımlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştı mı?

Ömür: Bu felaketten sonra ben devletten hiç yardım görmedim. Diğer depremzedelerin görmediğini de biliyorum. Bizzat İzmit’e gittim, depremi İstanbul’da yaşadığım halde orada depremzede konutlarına gördüm ve sordum hiç bir yardım yapılmamıştı. Herkes kendi imkânıyla ayakta durmaya çabalıyordu. Ben hep özel sektörden destek gördüm, örnek vermem gerekirse Amerikan Hastanesi’nde tedavi gördüm, 6 aydan fazla orada kaldım, hiç para almadılar benden ve diğer orada kalan depremzedelerden.

Merve Adıyaman: Sizin için bir anda ikinci hayatı yaşama seçeneği doğdu. Bu yeni hayata başlarken aldığınız ilk karar neydi?

Ömür: İlk aldığım karar, bir sonraki gün bir önceki günümden daha iyi olmalıydı. Tabii bu her zaman elinizde olmuyor, eğitim çok önemliydi. Fakat fiziki şartlar her zaman bana uygun olmuyordu. İstasyon Sanat Merkezi’nin bana sağladığı imkân ile 2 yıl Reklâm&Grafik eğitimi aldım, aynı zamanda ise Yaşamkent Toplantı Merkezi’nde çalışmaya başladım. Her sene kendime bir uğraş çıkardım, İngilizce kursuna gittim.

Merve Adıyaman: Şuan nelerle uğraşıyorsunuz. Eğitimle ilgili kararı ilk ne zaman aldınız?

Ömür: Şuan hala Yaşamkent teki görevime devam ediyorum. Eğitim ile ilgili kararımı geçen sene aldım ve bu sene İstanbul Kültür Üniversite’sinde eğitimime başladım. Buraya geldiğim gün bu okul beni çok etkiledi, gerek akademik kadrosu gerekse okulun mükemmel fiziki altyapısı bana çok uygundu. İlk olarak konuşup bilgi aldığım ve beni bu okulun sınavına katılmaya ikna eden kişi Öğr. Gör. Neslihan Şengürbüz idi. Sonrasında tanıştığım Yrd. Doç.Dr. Selçuk Hünerli’nin desteği ve Prof.Dr. Nükhet Güz’ün kararıyla bu okulun öğrencisi olabilme hakkını elde etmiştim. Sizin sayenizde burada tanıyıp konuştuğum, isimlerini söylemekle bitiremeyeceğim tüm öğretim görevlilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Merve Adıyaman: Çok hafife alınan hayatın ciddiyetini çok erken yaşta anladınız. Bunun farkına varamayanlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ömür: Herkes bu dünyaya geldiğinde boşa gelip gitmesin, her günümüzü kendimizi geliştirerek yeni bir şeyler öğrenerek geçirmeliyiz. Ailelerimizin bizlere sağladığı bu eğitimi en güzel en başarılı şekilde bitirip kendimizi ve ailemizi gururlandırmalıyız. Öncelikle mutlaka bir amacımız olmalı, üretmeliyiz, sadece tüketmek adına yaşamımızı devam ettirilmemeliyiz.

Farklı olmalıyız. 2005 yılındayız, iletişim çağı, bilgi çağı, her şey iletişim araçlarıyla daha da kolay ve bunları iyi kullanmakta bizim elimizde, yeter ki bun isteyelim.

Kimse yaşam süresinin ne kadar olduğunu bilerek hayata gelmiyor, nasıl olsa yarın yaparız diyerek her şeyi erteliyoruz, hiçbir şeyi ertelemeyelim ve elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden bilelim.

Bu sayfada  Sayfalarında En Çok Aranan Kelimeler

Deprem, Adapazarı, AKUT, Depremi, Düzce, Depremi, Earthquike, Depremler neden olur?, Fay nedir, Adapazari, 99 Depremi, Fay Hattı, Depremleri, Zonu, kirigi, şiddeti, Konut, Konutlari, cadirkentler, tisunami, Türkiye, Fotoğrafları, Depreminin, afetler, tusinami, sebepleri, Resimleri, sel baskını, bulaşıcı hastalıklar, tehlikesi, Pülümür, Elazığ, tsunami, Tarihteki Büyük depremler, Foto Galeri, tisunami, fotolari, resmi, 17 Ağustos, doğal felaketler, afet, Depreminin, Agustos, Fotograflari, 1999

mail