
Tarihte bugün: 29 Ocak
Şair Özdemir Asaf, 1981 yılında 58 yaşındayken İstanbul'da hayata veda etti.
Şair Halit Özdemir Arun, 11 haziran 1923'te dünyaya geldi. İlk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi'nde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldu.
İstanbul Üniversitesi'nde, önce Hukuk Fakültesi'ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü'ne devam ettiyse de 1947'de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. 'Zaman' ve 'Tanin' gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı.
İlk yazısı 1939'da 'Servetifünun-Uyanış' dergisinde yayımlandı. 1951'de Sanat Basımevi'ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı. 1955'te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu.
İkilik ve dörtlüklerden oluşan ilk şiirlerinde, söyleyiş özelliği göze çarpar. İnsan ilişkilerine yönelik temaları konu edinerek düşündürücü bir şiir evreni kurar. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte, alay ve taşlama şiirine egemen olan öğelerdir.
İnsan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanlarını sen ben ikileminde verir. Çok kullandığı sevgi, ayrılık, ölüm temaları, son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakır.
Şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkar. 'Yuvarlağın Köşeleri' kitabında şiirin ve yazarın işlevi konusundaki görüşlerini dile getirir. Batı ve geleneksel Türk şiirinden yararlanarak verdiği bileşim sanatını zenginleştirip geliştirir.
Eserleri
Şiir: 'Dünya Kaçtı Gözüme' (1955), 'Sen Sen Sen' (1956), 'Bir Kapı Önünde' (1957), 'Yumuşaklıklar Değil' (1962), 'Nasılsın' (1970), 'Çiçekleri Yemeyin' (1975), 'Yalnızlık Paylaşılmaz' (1978), 'Benden Sonra Mutluluk' (1984)
Etika: 'Yuvarlağın Köşeleri' (1961), 'Yuvarlağın Köşeleri - 2' (1986)
Öykü: 'Dün Yağmur Yağacak' (1987)
Otokopi, deneme: 'Özdemir Asaf'ça' (1988)
Çeviri: 'Oscar Wilde-Reading Zindanı Baladı' (1968)
***********************
Ünlü şair Özdemir Asaf, şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkıyor.
Biri
Ona seni anlattı,sana onu anlattı...
Başı ona anlattı,sana sonu anlattı...
Yarım yarım yaşayan darmadağın evlere
Birin ne kadar bütün olduğunu anlattı.
Geldim
Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim.
Uzaklardan size bir haber getirdim geldim.
Bıraktıklarınızdan,unuttuklarınızdan,
Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim.
Gömütleri andıran yapılarınızdaki
Yaşantılarınıza evler getirdim geldim.
Tek tek,ayrık-soluyan bitkiseller yerine
Yüzyüze dönük,gülen sizler getirdim geldim.
Solarken suladığım,koparken bağladığım,
Ölürken canlandığım sözler getirdim geldim.
Yaşam
Sanırım görmediniz;
Şimdi şuradan geçti.
Yazık görmediyseniz,
Böcek gibi güzeldi.
2=1
Kim o, deme boşuna...
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen.
Kalmak Türküsü
Daha gidilecek yerlerimiz var
Şu sohbetini dinler gideriz.
Coştukça şarkılar, türküler, sazlar
Rakı mı, şarap mı, içer gideriz.
Geçse de umudun baharı yazı
Gözlerde kalıyor yaşanmış izi
Kimseler kınamaz burada bizi
Ne varsa hesabı öder gideriz.
Söyleyecek sözü olan anlatsın
İsterse içine yalan da katsın
Yeter ki kendinden, bizden söz etsin
Yalanı doğruyu sezer gideriz.
Neler gördük neler bu güne kadar
Daha gidilecek yerlerimiz var
Bizi buralarda unutamazlar
Kalacak bir türkü söyler gideriz.
Sevgiye var olduk sevdik sevildik
Kavgalara girdik öldük, dirildik
Bir anlam fırını içinde piştik
Anlamlı güzeli sever gideriz.
Kocaman
Şimdi kocaman denizlerde, kocaman gemilerde
Neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;
Çocukluğumuzun bahçelerinde, o evlerde
Kağıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.
Bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda,
Çocukluğumuzla çözdüğümüz...
Kolay
Farkında mısın,
Değilsin kendi bahçende.
Kendinden değil,
Kendini bu kendin sanışın.
Lavinia
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia
Noktasız
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gittiğimi söyler misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin.
Sana
Küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden,
Seni öpsünler diye getiriyorum sana.
Bana, kucaklarında seni getiriyorlar;
Ben de sonra o seni getiriyorum sana.
Yuvarlağın Köşeleri
Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.
Saçları
Bilmeyorum ne vardı saçlarında...
Rüzgar mı delice eserdi,
Gözlerim mi öyle görürdü yoksa...
Saçlarının her haali hoşuma giderdi.
Yalnız'ın Durumları
Her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Sen her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Yalnızsa
I
Sürekli bir sonbaharı
Süpürür hep,
Düşünemezsin..
II
Yanar
Sobasında
Yalnız'ın
Üşüyen
Bakışları.
Lambasında
Karanlığa dönük
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük.
III
Yalnız
Bin yıl yaşar
Kendini
Bir an'da.
IV
Yalnız'ın
Nesi var nesi yoksa,
Tümü birdenbire'dir.
V
Yalnız
Bir ordudur
Kendi çölünde.
Sonsuz savaşlarında,
Hep yener
Kendi ordusunu.
VI
Yalnız'ın
Sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir,
Boyuna onu arar,
Biri bulsa diye.
VII
Yalnız
Hem bilgesi,
Hem delisidir
Kendi dünyasının.
Ayrıca;
Hem efendisi,
Hem kölesidir
Kendisinin.
Tadını çıkaramaz
Görece'siz dünyasında
Hiçbirinin.
VIII
Yalnız,
Sürekli dinleyendir
Söylenmemiş bir sözü.
IX
Sözünde durması,
Yalnız'ın yalancılığıdır
Kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı.
O yüzden
Gözlerini kaçırır
Gözlerinden.
X
Yalnız'ın odasında
İkinci bir yalnızlıktır
Ayna.
XI
Yalnız
Hep uyanır
İkinci uykusuna.
XII
Yalnız,
Kendi ben'inin
Sen'idir.
XIII
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan,
Bakmaz kendi gözlerine bile.
XIV
Hep susadığında
O,
Kendi çölündedir.
XV
Kendi öyküsünü,
Ne anlatabilen,
Ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü,
Ne yazabilen,
Ne söyleyebilen.
XVI
Bir zamanlar güldüğünü
Anımsar
da..
Yoğurur hüzün'ün çamurunu
Avuçlarında.
XVII
Yalnız,
Aranan tek görgü tanığıdır
Yargılanmasında
Kendi davasının..
Her duruşması ertelenir
Kavgasının.
XVIII
Yalnız,
Hem kaptanı
Hem de tek yolcusudur
Batmakta olan gemisinin..
Onun için
Ne sonuncu ayrılabilir
Gemisinden,
Ne de ilkin.
XIX
Yalnız'ın adı okunduğunda
Okulda ya da yaşamda,
Kimse
"Burda"
diyemez..
Ama
Yok da..
XX
Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki;
Sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor
Örümceğin ağını,
Gün gibi.
XXI
Yalnız
Duymuş olduğunun sağırı,
Görmüş olduğunun körü
Dür..
Ölür, ölür, öldürür,
Öldürür, öldürür, ölür.
Duyduklarını unutur,
Duyacaklarını düşünür.
XXII
Yalnız'ın adına
Hiç kimse konuşamaz..
O,
Kendi kendisinin
Sanığıdır.
XXIII
Yalnız
Önceden sezer
Sonra olacakları.
Paylaşacak biri vardır;
Anlatır, anlatır ona,
Olanları, olmayacakları.
XXIV
Her leke
Kendisiyle çıkar...
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz
Başlamalar
1
Seni seviyorum
Ben de seni
Tutuyorum
Ben de seni
Öpüyorum
Ben de seni
2
Doğuyorum
Ben de sana
Yaşıyorum
Ben de sana
Geliyorum
Ben de sana
Bitiyorum
Ben de sana
Ölüyorum
Ben de sana
3
Ben seninim
Ben de senin
Sen benimsin
Ben de senin
4
Gelip kaldım
Ben de senden
Görüp kaldım
Ben de senden
Gidip kaldım
Ben de senden
Umup kaldım
Ben de senden
5
Sen de ben de
Ben de sen de
Sende bende
Bende sende
Sen de bende
Ben de sende
Sende ben de
Bende sen de
6
Geliyorum
Ben de seninle
Gidiyorum
Ben de seninle
Kalıyorum
Ben de seninle
Ölüyorum
Ben de seninle
7
Yalnızım
Ben de sensiz
Çirkinim
Ben de sensiz
Küçüğüm
Ben de sensiz
Ölüyüm
Ben de sensiz
***********************
Günün diğer önemli olayları
1923: Mustafa Kemal Paşa, İzmir'de Latife (Uşaklıgil) Hanım ile evlendi.
1928: Bursa Amerikan Kız Koleji Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Okulda Hıristiyanlık propagandası yapıldığı iddia edildi.
1934: Uluslararası bir festivale katılan ilk Türk filmi 'Leblebici Horhor Ağa'nın çekimi bitti. Muhsin Ertuğrul'un yönettiği, senaryosu 'Mümtaz Osman' takma adıyla Nazım Hikmet tarafından yazılan film, aynı yıl İkinci Venedik Film Festivali'nde Onur Diploması ile ödüllendirildi.
1941: Yunan Başbakanı General Metaksas öldü.
1944: Dünyanın en büyük savaş gemisi Missouri denize müzikildi.
1957: Şair Ziya Osman Saba, 47 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti.
1979: Çin Başkan Yardımcısı Deng Şiaoping, ABD Başkanı Jimmy Carter ile Çin ve ABD arasındaki düşmanlığa son veren tarihi anlaşmayı imzaladı.
1991: Anayasa profesörü Tarık Zafer Tunaya 75 yaşında İstanbul'da vefat etti.
2005: Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk öğretmenlerinden Saliha Nimet Altınöz, Marmaris'te vefat etti.